rock&metal

Rock ve Metal müzik paylaşımı

Kategoriler

Linkler

Link | Link | Link |

    Alt Menü

Menü 1 | Menü 2 | Menü 3

Son Yazılarım

  • Pentagram
  • Pentagram- Lions in a cage
  • Iced Earth- Melancholy
  • Manowar- Hail and Kill
  • Deep Purple- Child in time

  • Son Yorumlar


    Hakkında


    Blog Yazarı
  • Sarki Sözleri
  • İstanbul
  • Öss sonuçları
  • Bilgilink
  • wheretogoin istanbul
  • Kavak Yelleri
  • Yasak Elma Dizisi
  • 46.34 19.41 mesothelioma prognosis .36 19.29 second mortgages 31.54 19.26 21 auto century insurance 64.73 19.25 employee florida leasing 52.18 19.21 federal cons

    Pentagram




    1986 yılında gitarda Hakan Utangaç, davulda Cenk Ünnü tarafından kurulan, Tarkan Gözübüyük ve Ogün Sanlısoy’un da katılımıyla güçlenen grup, kendisiyle aynı adı taşıyan "Pentagram" isimli albümünü 1990 yılında yayınladı. Bu çalışmayı unutulmaz yapan parçalar kuşkusuz "Rottendogs" ve "Powerstage" idi. 1992 yılında "Trail Blazer" albümünün çıkmasıyla gruba dahil olan Metin Türkcan dört yıl sonra ayrılmak durumunda kaldı.


    "Trail Blazer" aynı zamanda Avrupa’da da piyasaya çıktı. "Trail Blaizer", "Time bomb" ve "The Planet" bu albümün şarkıları arasında. Bundan sonra yurtiçinde ve yurtdışında yoğun bir konser programı başlatan grup, 1995’te eleman değişikliği yaşadı.

    Ogün’ün yerine Murat geldi. O gelince Hakan gitarist oldu ve Murat İlkan vokali aldı. Daha önce Nuclear Blast şirketi ile anlaşması olan grup Raks ile masaya oturdu ve 97’de üçüncü albümleri olan "Anatolia"’yı çıkardılar. Anatolia’da bulunanbazı parçalar, dünyanın ikinci büyük stüdyosu olan "301 Sydney"de kaydedildi.

    Pentagram hayranları için bu çalışma şaşırtıcıydı. Hissedilir bir tarz değişikliği yaşayan topluluk, oldukça sert olan müziklerini geride bırakıp rock dinleyicilerinin de hoşlanacağı bir türe dönmüştü. Özenle hazırlanan ve Sertab Erener, İlhan Barutçu, İskender Paydaş, Ahmet Koç, Cengiz Ercümer, Ercan Irmak gibi önemli isimlerin katkılarıyla güçlenen çalışma, grubun bazı hayranları için hayal kırıklığı yaratmış gibi görünse de bir röportajlarında tarz değişikliğinin nedenini oldukça geçerli bir şekilde anlatmışlardı;

    "Yaptığımız her albümde, o dönemdeki duygu ve düşüncelerimizi içtenlikle ifade ediyoruz. Pentagram’ın zaman içinde oluşan belli bir müzikal kişiliği var. Bu kişiliğin her albümde geliştiğini ve boyutlandığını düşünüyoruz fakat albümlerin Türkiye’de veya İngiltere’de yayınlanacak olması tarzımızı etkilemiyor."

    Türkiye’de ve yurt dışında büyük ilgi gören Pentagram’ın sonraki çalışması; 5 Temmuz 1997’de Açıkhava Tiyatrosu’nda gerçekleştirilen görkemli konserin kayıtlarından oluşan Tempo Müzik etiketli, 1998 çıkışlı "Popçular Dışarı" adlı albüm oldu. Cd, kaset ve vhs video olmak üzere üç ortamda yayınlanmasının yanısıra özenle tasarlanan ve sınırlı sayıda üretilen bir de koleksiyon seti piyasaya çıkarıldı. Sette cd ve kasetin yanında t-shirt, kolye, kartpostal, poster gibi ürünler de grubun hayranlarına sunuldu.

    2001 yılının Aralık ayında beklenen albüm "Unspoken" çıktı. Grubun yurtdışı çalışmaları için belirlediği "Mezarkabul" ismiyle yayınlanan bu albüm yine tarz bir değişikliğiyle müzikseverlerin karşısındaydı. Anatolia’ya oranla daha sert gitar tonlarının hakim olduğu, mistik bir havanın estiği, önceki çalışmalara oranla daha düzenli, profesyonel ve özgün görünen çalışma, tümüyle İngilizce sözlü parçalardan oluşuyordu. Grup elemanları, yerli ve yabancı sözlü şarkılarla enstrümental parçalardan oluşan yaklaşık yüz dakikalık kayıtlarını parçalara bölerek yayınlamış, yerli parçalarını "Bir", yabancıları ise "Unspoken" albümünde toplamışlardı.

    28/6/2007 | Kategori: Biyografiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Iron Maiden





    Iron Maiden

    Adını; Orta Çağ’da kullanılan ve içinden hiç kimsenin canlı çıkamadığı bir işkence aletinden alan İngiliz grup Iron Maiden, 1970’de, heavy metalin durgunlaştığı dönemlerde Londra’da kuruldu. Bu arada punk tarzının yükselişi sürmekteydi. Yeni akımdan etkilenen gruplar, heavy metaldeki durgunluğu ortadan kaldıracak bir çözümün kapılarını aralamaya başladılar. Bu topluluklardan biri de Iron Maiden’dı.

    Bu yeni akım, heavy metalin de yeniden soluk almasını sağlayacak ve onu zirveye taşıyacaktı. Grup, bir çok eleman değişikliğinin ardından vokalde Paul Dianno, gitarlarda Dennis Stratton ile Dave Murray, basta Steve Harris ve davulda Clive Burr’den oluşan kadrosuyla kendi ismini taşıyan ilk albümünü 1980’de yayınladı. "Running Free" ve "Phatom of The Opera" ile İngiliz listelerine girip zirveye kadar yükselmeyi başardılar. Bu arada Stratton gruptan ayrılınca yerine Adrian Smith geçti ve bu kadroyla geniş kitleler tarafından ilk albümleri sanılan ikinci albumleri "Killers"ı piyasaya çıkardılar
    Bir anda heavy metal camiası içinde isimlerini hızlı bir şekilde duyurmaya başlamışlardı. Ancak eleman değişiklikleri durmuyordu. Bu kez de vokalist Dianno ayrıldı ve yerine Samson grubunun solisti Bruce Dickinson geldi. Bu kadroyla yaptıkları "Number of The Beast", en iyi heavy metal albümleri arasında sayılmaya başladı ve albümden birçok parça, listelerin zirvelerine ortak oldu.
    Daha sonra gruptan Clive Burr da ayrıldı ve yerine daha önce Fransız heavy metal grubu Trust ile çalışmış olan Nicko Mcbrain geçti. 1983’te bu kadronun çıkardığı "Piece of Mind", Amerika listelerinde grubun yükselişini sağladı. Bu albüm, önceki çalışmalarından farklı olarak grubu hard rock çizgisine yaklaştırmıştı. Ardından çıkan "Powerslave"de de çizgisi değişen grup, 1985’te çıkardığı ikili konser albümü "Live After Death" ile tüm zamanların en iyi konser albümü olarak tanımlanan çalışmaya imza atmış oldu.
    Tarzı giderek gelişen, sürekli evrim içinde olan Iron Maiden, "Somewhere In Time" ve "Seventh Son of a Seventh Son" ile başarı grafiğinin hep yükselen bir yapı içinde olduğunu gösterdi. Ancak gruptan önce Adrian Smith’in, daha sonra da Bruce Dickinson’ın solo projeler icin ayrılması, Iron Maiden’in gücünü ve büyüsünü yitirmesine neden oldu.
    Vokaller için Wolfsbane’den Blaze Bayley alındı. Bruce Dickinson dışında gruptan ayrılan hiç bir eleman solo projelerde başarılı olamadı. Dickinson’ın başarısı da pek uzun sürmedi. Sonucta Iron Maiden, 90’ların başarında, sadece ismi olan, başarılarına bakıldığında önemsiz görünen gruplar arasında yer alır duruma geldi.
    15 yıldan uzun bir geçmişi olan topluluk, son zamanlarında gözden düşmüş olsa da, ilk 10 yılı boyunca yaptığı çalışmaların, özellikle ilk dönemlerinde heavy metalin yeniden canlanması için harcadığı çaba ve gösterdiği başarının meyvesini sürekli hatırlanarak ve dinlenerek alacak gibi görünüyor.
    Melodik gitar düetleri, güçlü vokalleri, solo gibi öne çıkan bas partisyon örgüleri ve enerjik davullarıyla heavy metalin punk karşısında yeniden atağa kalkmasını sağlayan Iron Maiden’ın heavy metal türündeki yeri o kadar önemlidir ki; NWOBHM (New Wave of British Heavy Metal)* akımının, bu grubun 1979’da çıkardığı "Soundhouse Tapes" epsiyle başladığı bilinmektedir

    11/6/2007 | Kategori: Biyografiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Deep Purple


    Deep Purple


    1968 yılında ,  kurulmuş bir hard rock grubudur. Led Zeppelin ve Black Sabbathhard rock ve heavy metalin öncülerinden sayılır. Grup adını Peter De Rose’un bestelediği aynı isimli parçadan almıştır.
    ile birlikte

    1968 yılında Searchers topluluğunun davulcusu Chris Curtis önderliğinde kurulan efsanevi Deep Purple, ilk aşamada tuşlu çalgılarda Jon Lord, bas gitarda Nick Simper ve gitarist Richard Hugh (Ritchie) Blackmore'dan kuruluydu.

    İlk olarak Roundabout ismiyle tanındılar. Bir kaç gün içinde Curtis ayrıldı. Dave Curtis ve Bobby Woodman da isteneni veremeyince onların boşaltıkları yerler Rod Evans ve Ian Paice tarafından dolduruldu. Deep Purple adını aldılar ve kısa bir İskandinavya turundan sonra, topluluk ilk albümünü kaydetmeye koyuldu. "Shades Of Deep Purple" "Hey Joe" ve 45'likler listesinde zirveye oynayan "Hush" gibi meşhur parçaların yeniden sunumlarını barındırıyordu. Yabancı topraklarda ünleri daha hızlı yayılan grubun uzun turneleri sona erdiğinde kendi ülkelerinde tanıtıma devam ettiler. Tina Turner, Neil Diamond gibi isimlerle birlikte çalışmalar da yapan Deep Purple kendi belirlediği çizgiyi korumaya da özen gösterdi.

    1969 temmuzunda, Evans ve Simper, Episode Six'ten gelen Ian Gillan ve Roger Glover ile yer değiştirdi. Klasik Deep Purple olarak akıllara kazınacak bu yeni kadro Lord'un yazdığı "Concerto For Group And Orchestra"yı Londra Fiarmoni Orkestrası ile kaydettiler. Ardından gelen ve "Speed King" ve "Child In Time" gibi parçaları içeren "Deep Purple In Rock" çalışması topluluğun ağır metal türünün vazgeçilmezleri arasında yer alacağını duyuruyordu. Gillan'ın güçlü sesi müziklerine yeni bir boyut kazandırmış oluyordu. Bu yeni kazanılmış şöhret Avrupa kıtasında "Black Night" ile iyice perçinlenecekti. "Strange Kind Of Woman" listelerde iyi bir noktaya gelen bir başka çalışma oluyordu. "Fireball" ve "Machine Head" ise zirveye adını yazdıran iki albüm oldu. Son saydığımızın içindeki parçalardan biri olan "Smoke On The Water" sert rock müziğin tarihine geçmiş bir çalışma olma başarısını gösterecekti... Albüm aynı zamanda topluluğun kendi kurduğu Purple Plakçılıktan çıkan ilk albüm oldu. Platin plak ödüllü "Made In Japan" canlı sunumlarıyla neler başarabileceklerini çok iyi ortaya koyuyordu.

    Üyelerin kendi aralarında ise ipler son derece gergindi. "Who Do We Think We Are!" bu çok başarılı kadronun bitişinin habercisi olacaktı. Gillan ve Glover'ın ayrılışı, David Coverdale ve Glenn Hughes'in gelişiyle yeni özellikler kazanan topluluğa yine de epey pahalıya mal olacaktı. "Burn" ve "Stormbringer" İlk 10 listesinde başarılı oldular. Blackmore'un istediği bu değildi. Gidişattan memnun olmayan Blackmore 1975 mayısında Rainbow'u kurmak amacıyla Deep Purple'dan ayrıldı. Bir anlamda onu yetim bıraktı. Tommy Bolin Mor Topluluk'a "Come Taste The Band" albümünde eşlik etti. Ne var ki, farklı tarzlarının birlikte yürümesi mümkün değildi. Deep Purple üyeleri yol ayrımındalardı. Sonuç olarak her biri farklı bir yol izleyerek müzik yaşamlarına kendi oluşturdukları topluluklarda ya da başka müzisyenlere eşlik ederek devam ettiler. Madde bağımlısı Bolin ise bir kaç ay sonra uyuşturucudan öldü.

    "En İyileri" albümleri, toplama çalışmalar, Deep Purple'a doyamayanları bir süre daha oyaladı. 1984 yılında Gillan, Lord, Blackmore, Glover ve Paice "Perfect Strangers" çalışmasını tamamladıklarında bir "yeniden birleşme" rüzgarı siyordu. İkinci bir deneme "The House Of Blue Light" ise Gillan ile Blackmore arasındaki bir tartışmadan dolayı başlar başlamaz bitiverdi. Rainbow eski üyesi Joe Turner, Gillan'ın boşalttığı yeri 1990 yılının Deep Purple'ı yeniden canlandıracak "Slaves And Masters" albümü sırasında doldurdu. Gillan 1993'te topluluğa yeniden katıldıysa da hemen ardından ayrılıverdi. Yolgeçen hanına dönen Deep Purple'ı, "babası" Blackmore, yine bıraktığında bu sefer yerini bir başka yetenekli isim Joe Satriani alıyordu. 1996'daki "Purpendicular"ı kaydeden kadro Steve Morse, Lord, Gillan, Glover ve Paice'den oluşuyordu. Şimdi ise Morlar, yapımcılarının peşi sıra çıkardıkları toplama albümlerle; "altın diskler", "binyılın seçmeleri", "özel bölümler" ile müzik severlerin karşısına çıkıyor...

    Deep Purple, Led Zeppelin ve Black Sabbath gibi öncü topluluklardan önce ağır metal basit, kaba bir müzik türüydü. Bu topluluklarla birlikte ağır metal yeni, daha soylu bir kimlik kazandı.

    11/6/2007 | Kategori: Biyografiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Metallica

    Metallica

     

     


    Metallica


    1977 yılında Ulrich ailesi çocuklarının daha iyi bir tenis eğitimi alması için Danimarkadan Amerikaya taşınırlar.Lars ülkesinde tanınmış ve gelecek vaad eden bir tenisçidir.Aynı zamanda iyi bir Deep Purple hayranıdır.İşte Amerika'ya taşındıktan sonra Lars ailesinin tenis konusundaki beklentileri ve kendi arzu, tutkuları arasında uzun süre gidip geldikten sonra kararını verir.

    Aynı zamanda çocuk yaşlarda piyano,davul gibi enstürimanlar çalan James gençlik heyecanıyla
    Phantom Lord ve Leather Charm gruplarını kurmuş fakat bu gruplar pek uzun soluklu olamamıştır.Kendisiyle aynı tarzda müzik yapan kişiler bulamamıştır ta ki bir gazetede Lars Ulrich in ilanını görene kadar.

    İkilinin tanışmasından sonra, James'ın yakın arkadaşı ve eski grup arkadaşı Ron McGovney bass gitara, Dave Mustaine ise solo/elektro gitara geçmiş ve Metallica efsanesi başlamış olur.Grubun isminin nerden geldiği büyük bir merak konusudur ama gerçek tam olarak bilinmemektedir ''Metallica'' ismi Lars'ın aklına geldiği söylenmektedir.
    Grup bir araya geldikten sonra hemen çalışmalara başlarlar. Aslında en başta vokalist olarak başka biri düşünülür, bir kaç teklif götürülür, olumlu sonuç çıkmayınca James vokal yapmaya karar verir, Ron McGovney'in bassta yetersiz olmasından dolayı da gruba Cliff Burton katılır ve grubun kuruluş aşaması tamamlanmış olur. Tüm bunlardan sonra grup kendini asıl vermesi gereken şeye müziğe verir ve Temmuz 1982'de "No Life 'til Leather" adında bir demo albüm çıkarırlar. Bu albüm, sonraki albümlerde göreceğimiz Sanitarium, Orion, When Hell Freezes Over (The Call of Ktulu), Battery, Seek and Destroy gibi şarkıları içeren 3 diskten oluşur. Metallica'nın tarzı ve müziği o kadar beğenilirki albüm bir demo albüm olmasına rağmen gerçekten büyük kitlelere ulaşır. Ve tabiki yapımcı John Zazula'ya.Zazula'nın desteğiyle grup doğu eyaletlerinde bir kaç konser verir.Herşey dışarıdan güzel gözüksede grup içinde sorunlar olmuştur Dave Mustaine in davranış bozuklukları ve kötü alışkanlıkları onun gruptan ihrac edilmesine neden olmuştur ve yerine Kirk Hammet getirilir.
    İlk stüdyo albümü Kill'em All 1983'ün ortalarında piyasaya çıkar. Albümün ardından Amerika ve Avrupa'daki iyi performanslarıyla Metallica uluslararası alanda da adını duyurur. Gelen olumlu tepkiler ve büyük ilgi üzerine grup vakit geçirmeden Flemming Rassmussen'in yapımcılığında Danimarka Sweet Silence Stüdyo'da tekrar stüdyoya girer ve yaklaşık bir yıllık aradan sonra ikinci albüm Ride The Lightning raflardaki yerini alır.
    Metallica 1985'de Danimarka'ya geri dönüp yeni albüm için stüdyoya kapanır. 1986 İlkbahar'ında üçüncü albüm "Master of Puppets" piyasaya çıkar. Albüm "Sanitarium", "Orion", "Master of Puppets" gibi şarkılarıyla büyük ses getirir ve grup tanıtım çalışmaları kapsamında Ozzy Osbourne ile bir tanıtım turnesine çıkar.
    Aslında tüm bu başarıların yanında "Master of Puppets" albümü Cliff'in son albümü olması bakımından hem grup hem hayranları tarafından hep bir burukluk ve hüzünle hatırlanır. Cliff'in İsveç'de geçirilen bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmesi üzerine ilk aşamada grubun Cliff'siz devam edemeyeceği, grubun dağılması gerektiği, herkesin kendi yoluna gitmesi gerektiği düşünülür. Cliff'in ölümü, hem müzikal düşünceleri ve becerileri, hem konserlerdeki enerjisi, gruba uyumu, diğer grup üyelerinin kendilerini geliştirmelerindeki yardımları ile gerek müzik dünyası gerek Metallica için telafi edilemez büyük bir kayıptı.
    Kısa süren yas döneminin ardından grup yeni bir bass çı aramaya başlar ve Jason grubu dahil olur.
    Jason'un gruba ve Metallica'nın tarzına alışmasının ardından 1988 Yaz'ında "...And Justice For All" albümü müzik severlerin beğenisine sunulur ve geniş kitlelerin takdirini, beğenisini kazanır.


    Grup 1996 yılında bir albüm daha çıkarır ve albümün adı ''Load'' dur.Bu albümle birlikte Metallica nın tarz biraz daha değişmiştir Heavy Metal den Hard Rock a doğru bir geçiş var gibidir.Yaklaşık bir yıl sonra ''Reload'' albümü gelir ve ardından cover parçalardan oluşan ''Garage Inc'' albümü piyasa sürülür.
    99 yılında ise uzun süredir yapılmak istenen bir proje yapılır San Francisco senfoni orkestrası ile birlikte konser verilir ve orkestrayla birlikte yeni bir albüm yapılır ve Metallica dört yılda dört albüm yapmış olur.
    2001 yılına gelindiğinde ise grupda yine ayrılık rüzgarları esmeye başlar ve 15 yıllık basscı Jason Newsted grubdan ayrılır. Bunun üzerine yeni basscı bulma konusunda aceleci davranılmaz ve grup üyeleri iki yılı tamamen kendilerine ayırırlar. Kendi kendileriyle baş başa kalıp, son durumu baştan sonadeğerlendirme fırsatı bulurlar.Grup üyeleri bu süreçde yaşadıklarını saklama gereği duymazlar ve Jason'un ayrılışından itibaren yaşananaların yer aldığı belgesel niteliğindeki "Some Kind of Monster" sinemalarda gösterime girer.
    Metallica yeni albüm için çalışmara başladığında henüz bir bassçısı olmadığı için yapımcı Bob Rock albümdeki bass ları çalmıştır ve 2003 te Robert Trujillo gruba dahil olur ve yeni albümleri ''St.Anger'' piyasaya çıkar.
    Grubun yeni albümünün 2007 yılı sonunda çıkacağı bilinmektedir.

    11/6/2007 | Kategori: Biyografiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    Manowar


    Manowar


    Tam bir Black Sabbath hayranı olan Joey DeMaio, okul grubunda bass gitar çalardı. Black Sabbath'ın "Heaven and Hell" turnesinde ışık teknisyeni olarak görev alan Joey DeMaio, okul arkadaşı olan Eric Adams ile ManOwaR'un temellerini attı. Black Sabbath'ın turnesinde alt grup olarak çıkan Shaking Street'in gitaristi Ross Friedman ile tanışan Joey, Onu Manowar'a katılmaya ikna etti. Davulcu için gazeteye ilan veren grup ilk olarak Karl Kennedy ile çalıştı. Fakat bir yıl sonra Karl'ın yerine Donnie Hamzik gruba katıldı ve grup ilk albümün hazırlıklarına başladı.

    İlk albüm olan Battle Hymns'te Manowar ile çalışan Donnie, gruptan ayrıldı ve yerine -Joey'un bir kız arkadaşının tavsiyesi üzerine- o sıralar New York'ta musluk tamirciliği ile uğraşan Scott Columbus geçti. Grup bu kadroyla Into Glory Ride, Hail to England, Sign of the Hammer, Fighting the World ve Kings of Metal isimli albümleri yayınladı. Ayrıca grubun Dark Avenger (Battle Hymns) ve Defender (Fighting the World) isimli şarkılarına ünlü yönetmen ve aktör Orson Welles, konuk vokalist olarak katıldı. 1988 yılında Kings of Metal'ın yayınlanmasının ardından Ross Friedman, artık Blues türünde çalacağını belirterek gruptan ayrıldı ve çalışmalarına The Pack grubunda devam etti. Eric ve Joey'ın Chicago'da Kings of Metal'ı hazırlarken tanıştıkları David Shankle ise Ross'un yerine gruba katıldı. Oğlunun hastalığı yüzünden müziğe kısa bir ara veren Scott Columbus'un yerine de Rhino gruba katılınca grup Triumph of Steel albümünün hazırlıklarına başladı ve 1992 yılında bu albüm yayınlandı. Bu albümün ardından Manowar, Hell of Steel isimli bir best of yayınladı. Sadece Kings of Metal, Fighting the World ve Triumph of Steel albümlerinden parçalar içeriyordu bu albüm.

    Albümün yayınlanmasından sonra Scott davul görevini tekrar devraldı ve David Shankle'ın yerine de Karl Logan gruba katıldı. Karl'ın gruba katılması ise gerçekten ilginçtir: Joey motosiklet sürerken motoru arızalanır ve motoru bir sokak yukarıdaki tamirciye çekerken, başka biri Joey'a motoruyla çarpacak gibi olur. İkisi tartışırken, diğer elemanlar da olay yerine gelir ve burda şans eseri Joey'ın tartıştığı adamla yani Karl ile tanışırlar.

    7/6/2007 | Kategori: Biyografiler | Yorum (yok) | Yorum Yaz | Kalıcı Bağlantı

    <Önceki Yazılar |

    sohbet Hosting Genç Toplist | Pr:4 Toplist | Site Ekle |  Toplist | Link Ekle | Hit Kazandıran Toplist Academics blogs Site ekle YenilikÇi ToplisT turksearch.net